Halk arasında köpek memesi denilen hidradenitis suppurativa hastalığı en muzdarip edici
kronik bir enfeksiyondur. Genelde ter bezlerinin kanallarının, lümenlerinin tıkanmasıyla
başlar.
Köpek memesi vücutta anal bölge dışında koltuk altlarında, kasıklarda, skrotumda kadınlarda
labium majus ve perine bölgesinde görülebilir. Ayrıca kadınlarda meme altlarında da
görülmesi sıktır. Buradaki ter bezlerinin kronik, tekrarlayan iltihabı bir reaksiyonu olarak
karşımıza çıkar.
Genelde 40 yaşına kadar olan kadınlarda daha sık görülmektedir. 40 yaşından sonra
görülme sıklığı azalmaktadır. Bu durum hormonal dengesizliğin hastalığı artırdığını
çağrıştırmaktadır. Püberteden sonra görülmeye başlar oluşumunda kadın ve erkekte de
hormonal etkiler söz konusudur.
Hastalık erken dönemde ter bezi kanallarının keratin benzeri yapıyla tıkanmasına bağlı
olarak o bölgede şişlik ve enfeksiyon şeklinde görülür. Hastalık ilerledikçe apseleşme oluşur.
Apseler daha sonra yerinde bir skar dokusu oluşturarak iyileşir. İlk dönemde hastada o
bölgede ağrı, kızarıklık mevcuttur. Zaman zaman kaşıntı da görülebilir. Hastalık tedavi
edilmezse ilerler o bölgede apseleşmeler ve şişkinlikler oluşur. Bu dönemde hastalık artık
kronikleşmiş ve hastanın yaşam kalitesini iyice bozmuştur.
Hastalık en çok 2. Ve 3 dekadlarda görülür. Kadınlarda erkeklere göre 2-3 kat daha fazla
görülmektedir. Hastalarda erken dönemde kaşıntı ve kızarıklık şeklinde başlangıç görülür.
Daha sonra mevcut hastalık ilerleyerek apse şeklini alır. Bu apse olduğu yerde şişerek bir
süre sonra cilde açılır ve hastada akıntılar başlar. Bu apseler kendiliğinden drene olacak
şekilde beklenirse hastalarda şiddetli ağrıya neden olur. Apsenin açılması ağrının ortadan
kalkmasına neden olur. Bu dönemde apseler cerrahi olarak drene edilmelidir. Bu drenaj
geçici de olsa hastada bir rahatlık ve iyilik sağlar.
Hastalık günler geçtikçe kronikleşir. Sık sık nüksler görülür. Oluşan lezyonlar birleşerek bir
süre sonra geniş bir alana yayılır. Sonuçta bu lezyonlar fibrozise uğrar. Bu fibrozisde
oluştuğu yere göre vücutta fonksiyon kaybına, şekil bozukluğuna o bölgede gerilmeye neden
olabilir.
Tanı genellikle muayene sırasında konur. Anal bölgedeki lezyonlar en çok kıl dönmesiyle
karıştırılır. Kıl dönmesi tedavisi yapılırken çıkarılan piyes patolojiye gönderilerek hastalığın ne
olduğu kesin olarak saptanabilir. Çoğu vakada köpek memesi hastalığı kıl dönmesi diye
tedavi edilmektedir. Oluşan nüksler sonucu hastalığın kıl dönmesi olmadığı anlaşılmaktadır.
Tedavide ilk dönemde tıbbi tedavi yapılır. Tıbbi tedavide özellikle hastalığın alevlenme
dönemleri seçilmelidir. Bu aşamada kısa dönemli sistemik antibiyotik tedavisi verilir. Lokal
pomatlar bu dönemde hastanın yakınmalarını azaltabilir. Ayrıca lokal steroid tedavilerde bu
dönemde etkili olabilir. Steroid tedavisi hastalığın alevlenmesini azaltabilmektedir. Lokal
olarak o bölgeye uygulanan antibiyotikli merhemler ve Steroidli merhemler yanma ve kaşıntı
yakınmalarını azaltmaktadır.
Hastalık ilerlemişse hastada skar dokusu ve sinüsler oluşmuşsa tıbbi ve cerrahi tedavi birlikte
yapılmalıdır. Bu dönemde tıbbi tedavide amaç hastanın olası bir cerrahiye tedaviye
hazırlanmasını sağlamaktır. İltihabın fazla olduğu vakalarda öncellikle antibiyotik tedavisi
yapılır. Bu tedavi en az 3 ay sürdürülür.
Skar ve sinüsler iyice yerleşmişse tıbbi tedaviye cerrahi tedavi eklenir. Cerrahide lazer
tedavisi veya radyofrekans yöntemi kullanılmaktadır. Hafif vakalarda radyofrekans ile apseli bölgeler lokal anestezi altında açılır. Ve apseler drene edilir. Bu işlem yapıldıktan sonra
hastanın hijyenine dikkat etmesi istenir. Hastaların bu dönemde haftada 1-2 kez saunada
terledikten sonra keselenmesi sinüs ağızlarının açılmasını sağlayan kolaylaştırıcı bir
yöntemdir.
Apse ve sinüs oluşumunun hep aynı bölgede olması ve sık sık tekrarlaması varsa, bu
durumda lezyonun tamamen cerrahi olarak çıkarılmasını gerektirir. Bu tedavi lokal anestezi
altında ayaktan cerrahi şeklinde ofis tedavisi olarak uygulanabilir. Gerek lokal anestezi ile
yapılabilmesi gerekse geniş rezeksiyonların yapılmaması nedeniyle tercih edilen bir tedavi
yöntemidir.
İleri derecede olan vakalarda cerrahi tedaviye ek olarak immünoterapi veya radyoterapi de
denilebilir. Geniş olarak lezyonlar eksize edildikten sonra sekonder iyileşmeye bırakılabilir. Bu
iyileşme süresi vakaya göre 3-6 ay arasında değişmektedir. İyileşme sonucu oluşan skar
dokusu ayrı bir problem olarak karşımıza çıkar. Bu durumda oluşan kontraktürler için 2. Bir
operasyon gerekebilir.
Tedavide amaç erken müdahaledir. Erken dönemde gelen hastalarda sinüsler radyofrekans
ile açılarak apse boşaltılabilir. Daha sonra kalan lezyon duruma göre ya açık bırakılır ya da
eksize edilerek kalan dokular primer kapatılabilir. İlerlemiş vakalarda hastane tedavisi gerekir.
Geniş eksizyon sonrası oluşan yaraların kapatılması için flep yöntemi, greftleme
uygulanabilir. Veya açık bırakılabilir. Açık bırakılan vakalarda günlük pansumanlarda
sekonder iyileşme beklenir. Sekonder iyileşmede nüks greft veya flep yöntemine göre daha
azdır.
Sonuç olarak ilerlemiş vakalarda cerrahi tedavi ana tedavidir. Erken vakalarda sinusların
radyofrekans ile açılması yeterli olarak ilerlemiş vakalarda primer eksizyon ve kapama,
sekonder iyileşmeye bırakma ana tedavi yöntemleri olarak karşımıza çıkmaktadır.
Primer eksizyon genellikle aksilla ve meme altı bölgelerindeki hastalıkta etkili olurken anal
bölgedeki hastalıkta sekonder iyileşmeye bırakma daha etkili olmaktadır. Burada sekonder
iyileşmeye bırakılan lezyonların iyileşmesi 2-3 ayı bulmaktadır.
Tedaviden sonra oluşacak komplikasyonlar cerrahi tedavi sonrası görülebilir. En çok görülen
dikiş hatlarının ayrılmasıdır. Ayrıca primer kapama sırasında kanama, hemoton, flep
nekrozları görülebilir. Bu durumda yara temizlenip sekonder iyileşmeye bırakılır. Uzun
dönemde ise oluşan skar dokusuna bağlı olarak yerine göre hareket kusurları ciltte gerilmeler
oluşabilir. Bunlarda ikinci olarak gevşetme operasyonları uygulanır.